Öz
Amaç
Günlük 3 saatten uzun süreli dijital platform kullanan lens kullanıcılarında, farklı yüzey nemlendirme teknolojileri kullanılarak üretilen iki lotrafilcon B kontakt lensin oküler yüzey performansını ve konforunu karşılaştırmalı olarak değerlendirmek.
Gereç ve Yöntem
Randomize, çift kör, çapraz geçişli çalışmada 29 asemptomatik kontakt lens kullanıcısında, her biri 1 ay süreyle kullanılmak üzere, Air Optix Aqua veya Air Optix Plus HydraGlyde kontakt lensleri kullanıldı. Kontakt Lens Kuru Göz Anketi 8 (CLDEQ-8) puanları, biyomikroskopik muayene, gözyaşı fonksiyon testleri ve göz kırpma sıklığı kontakt lens öncesi, kontakt lens kullanımının 1. ve 2. ayında kaydedildi. Hastalardan görme keskinliği ve konforu ilgili Likert tipi anketi doldurmaları ve her lensle ilgili hastaların ilk izlenimleri ve deneyimleri (görsel berraklık, konfor, kuruluk) puanlamaları istendi.
Bulgular
Hastaların ortalama yaşı 25,5±7,2 yıldı. Air Optix Plus HydraGlyde lens kullanımında, Air Optix Aqua lens kıyasla, tarsal papiller derecesi istatistiksel anlamlı olarak daha düşük ve gözyaşı kırılma zamanı daha uzundu (p<0,05). İki lens arasında biyomikroskopik bulgular, Schirmer testi skoru, göz kırpma sıklığı veya CLDEQ-8 skorları benzerdi (p>0,05). Air Optix Plus HydraGlyde lensler bulanık görme, gün sonu konforu, kuruluk ve yorgunluk açısından önemli ölçüde daha iyi performans gösterdi (p<0,05).
Sonuç
Gelişmiş yüzey nemlendirme teknolojisine sahip Air Optix Plus HydraGlyde lensler, gün sonu konforu, ay sonu konforu ve görme netliği açısından üstün bulundu. Silikon hidrojel lens yüzey işlemlerindeki teknolojik gelişmeler, dijital cihazlara orta düzeyde günlük maruziyet yaşayan lens kullanıcılarında kontakt lens konforunu iyileştirmeye katkı sağlamaktadır.
Giriş
Kontakt lensler (KL), refraksiyon kusurlarını düzeltmek için etkili ve güvenilir optik cihazlardır. Yumuşak KL materyallerinin kullanıma girmesinden bu yana yaygın olarak kullanılmaktadırlar. Küresel nüfusta artış olmasına rağmen, dünya genelinde %12 ile %51 arasında bildirilen KL bırakma oranları nedeniyle, KL kullanan bireylerin sayısı yıllar içinde büyük ölçüde sabit kalmıştır.1 KL kullanımının sonlandırılmasının başlıca nedenlerinden biri, olguların %30-50’sinden sorumlu olan KL ilişkili rahatsızlıktır.2, 3, 4
Yıllardır KL uygulayıcıları ve araştırmacılar, KL rahatsızlığının olası belirleyicileri olarak polimer kimyası, lens tasarımı ve ölçülebilen materyal özelliklerinin etkisini sorgulamaktadır.5 Bu özellikler; KL’nin yapıldığı ana malzeme (örneğin; su içeriği, dehidratasyon, iyoniklik, oksijen geçirgenliği, modülüs ve mekanik faktörler) ve yüzey yapısını (örneğin; sürtünme, ıslanabilirlik ve yüzey modifikasyonları) kapsamaktadır. KL rahatsızlığının kesin nedeni tam olarak bilinmese de multifaktöriyel ve kompleks olduğu bilinmektedir.6 2013 yılında TFOS Uluslararası Kontakt Lens Rahatsızlığı Çalıştayı’nın7 Kontakt Lens Materyalleri, Tasarımı ve Bakımı Alt Komitesi, KL rahatsızlığına neden olan faktörleri KL ilişkili ve çevresel faktörler olarak sınıflandırmıştır. KL ilişkili faktörler arasında, lensin yapıldığı malzeme ve tasarımı, lens bakımı ve/veya kullanım periyodu literatürde kapsamlı olarak değerlendirilmiştir. Ancak, mevcut çalışmalarda rahatsızlığa neden olabilecek diğer faktörler izole edilemediğinden, KL rahatsızlığını etkileyen spesifik parametreler açık biçimde ortaya konulamamıştır.1 Yine de, TFOS Uluslararası Kontakt Lens Rahatsızlığı Çalıştayı tarafından KL rahatsızlığında pre-lens gözyaşı filmi stabilitesinin önemli olduğu vurgulanmış; gelecekteki çalışmalarda KL kullanımı sırasında gözyaşı buharlaşmasını azaltmaya yönelik yeni materyallerin veya yüzey uygulamalarının geliştirilmesine odaklanılması önerilmiştir.1 KL’lerin yüzey özellikleri; sürtünme, ıslanabilirlik, kayganlık ve yüzey su temasını içermektedir.5 Bu bağlamda, ıslanabilirlik ve kayganlık, lens ile oküler ve palpebral yüzeyler arasındaki sürtünme kuvvetlerini belirleyen iki önemli faktördür.5 Materyal özelliklerinden ise, sadece sürtünme ile in vivo konfor skorları arasında ilişki saptanmıştır.1, 8, 9 Ayrıca sürtünme kuvvetlerinin, kapak-silici epitelyopatisi gibi KL rahatsızlığına eşlik eden durumlarla da ilişkili olduğu gösterilmiştir.7, 10
Silikon hidrojel yumuşak KL materyalleri hipoksiye bağlı yan etkileri önemli ölçüde azaltmakla birlikte, bu lenslerin ıslanabilirlik ve kayganlıkla ilişkili sorunları KL endüstrisi için hala önemli bir zorluk oluşturmaktadır. Sürtünme kuvvetlerinin KL konforundaki rolünün fark edilmesiyle birlikte, KL endüstrisi yüzey özelliklerini geliştirmek amacıyla intrinsik ıslanabilirlik ajanları, yüzey modifikasyonları ve su gradyanı teknolojileri gibi çeşitli yaklaşımlar üzerinde yoğunlaşmıştır. Bu çalışma, gelişmiş nemlendirme teknolojisine sahip lotrafilcon B lenslerin hasta konforuna etkisini değerlendirmeyi ve karşılaştırmayı amaçlamaktadır.
Gereç ve Yöntem
Çalışma Helsinki Bildirgesi’ne uygun olarak gerçekleştirildi ve Ankara Üniversitesi Tıp Fakültesi Klinik Araştırmalar Etik Kurulu’ndan onay alındı (sayı: 07-362-17; tarih: 10 Nisan 2017). Çalışmaya dahil edilmeden önce tüm katılımcılardan yazılı aydınlatılmış onam alındı.
Günlük 3 saatten fazla dijital cihaz kullanımı (masaüstü, dizüstü bilgisayar, tablet veya akıllı telefon) bildiren ve günde en az 8 saat, haftada 6 gün KL takan miyopik refraktif kusurları olan (-0,75 ila -5,00 diyoptri [D]) ardışık 29 katılımcı çalışmaya dahil edildi. Oküler hastalık bulguları saptanan, oküler yüzeyi etkileyebilecek sistemik veya topikal ilaç kullanan veya KL ilişkili rahatsızlık tarifleyen düzenli KL kullanıcıları çalışmaya dahil edilmedi. Bir haftalık arınma döneminin ardından, katılımcılar rastgele olarak Air Optix Aqua (lotrafilcon B, Alcon, Fort Worth, TX, ABD) veya Air Optix Plus HydraGlyde (lotrafilcon B, Alcon, Fort Worth, TX, ABD) lens gruplarına atandı (Tablo 1). Randomizasyon, Excel’den alınan rastgele sayı listesi kullanılarak basit rastgele örnekleme ile gerçekleştirildi. Hem katılımcılar hem de gözlemciler lens grubu atamasına kör tutuldu ve tüm KL’ler bir KL hemşiresi tarafından takıldı. Merkezleme, hareket ve sıkılık gibi KL uyum özellikleri, biyomikroskopik olarak değerlendirildi. Katılımcılar belirlenen lens tipini bir ay boyunca günlük olarak taktılar. Birinci ayın sonunda, takip ziyaretinden bir gün önce lensler katılımcılar tarafından çıkarıldı. İzlemde, katılımcılara diğer lens tipi verildi. KL uyumu biyomikroskop ile yeniden değerlendirildi ve katılımcılar ikinci lens tipini bir ay kullandılar. Çalışma boyunca tüm katılımcılar aynı lens solüsyonunu (OptiFree Express, Alcon, Fort Worth, TX, ABD) kullandı.
Başlangıç ve izlem muayenelerinde (1. ve 2. aylarda), göz kırpma oranları, Schirmer-I testi, oküler yüzeyin floresein boyaması ve gözyaşı kırılma zamanını (GKZ) içeren parametreler ile kornea ve adnekslerin detaylı biyomikroskopik muayenesi yapıldı. Göz kırpma sıklığı doğrudan katılımcıları gözleyerek kaydedildi. Bu gözlem, katılımcıların doğal göz kırpma davranışını sergilemesi için sakince muayeneyi beklerken gerçekleştirildi. Schirmer-I testi topikal anestezi yapılmadan uygulandı. Biyomikroskopide tarsal papiller reaksiyon Bonini ve ark.11 tarafından tanımlanan evreleme sistemine göre değerlendirildi. Buna göre; evre 0 (papiller reaksiyon yok), evre 1 (az sayıda papilla, 0,2 mm, tarsal konjonktiva üzerinde veya limbus çevresinde yaygın), evre 2 (tarsal konjonktiva üzerinde veya limbusta 0,3-1 mm papilla), evre 3 (tarsal konjonktivanın tamamında veya 360° limbus çevresinde 1-3 mm papilla), ve evre 4 (tarsal konjonktivada 3 mm’den büyük papillalar veya periferik korneayı kaplayan limbusda jelatinimsi görünüm) olarak tanımlanmaktadır. Yüzeyel punktat keratopati, kornea boyanmasına göre evre 0 (boyanma yok), evre 1 (birkaç dissemine nokta ile hafif boyanma ve korneanın üçte birinden azı ile sınırlı), evre 2 (şiddeti 1 ile 3 arasında olan orta derecede boyanma) veya evre 3 (şiddetli konfluent boyanma ve korneanın yarısı veya daha fazlasının boyanması) olarak derecelendirildi.12 Hem tarsal papiller reaksiyon hem de yüzeyel punktat keratopati aynı hekim (M.A.E.) tarafından derecelendirildi. GKZ, floresein sonrası ardışık üç kez ölçüldü ve ortalama değer kaydedildi.
Oftalmolojik muayeneyi takiben, tüm katılımcılardan Kontakt Lens Kuru Göz Anketi-8’in (CLDEQ-8) Türkçe validasyonu yapılmış versiyonunu doldurmaları istendi (Ek Dosya 1).13, 14
Kontrollerde, katılımcılardan son bir ay içindeki KL deneyimlerini bildirmeleri istendi. Öncelikle görme netliği, konfor, kuruluk, yorgunluk vb. ile ilgili her soruyu 1’den (çok kötü) 10’a (mükemmel) kadar puanlamaları istendi. Ayrıca KL ile görme ve konforlarına ilişkin yedi ifadeyi 5 seçenekli Likert tipi ölçekte (kesinlikle katılıyorum, katılıyorum, kararsızım, katılmıyorum, kesinlikle katılmıyorum) değerlendirdiler (Ek Dosya 2). Son olarak, katılımcılara mevcut KL’yi kullanmaya devam edip etmeyecekleri soruldu ve “kesinlikle kullanacağım”, “kullanacağım”, “kullanmayacağım”, “muhtemelen kullanmayacağım” veya “kesinlikle kullanmayacağım” seçeneklerinden birini seçmeleri istendi.
İstatistiksel Analiz
Örneklem büyüklüğü, iki yönlü eşleştirilmiş t-testi temel alınarak; alfa düzeyi 0,05, istatistiksel güç %80 ve beklenen etki büyüklüğü (Cohen’s d) 0,67 olacak şekilde hesaplandı. Bu hesaplama sonucunda gerekli örneklem büyüklüğü 24 katılımcı olarak belirlendi. Olası kayıplar göz önünde bulundurularak, toplam 29 katılımcının çalışmaya dahil edilmesi planlandı. Veriler sayısal değişkenler için ortalama ve standart deviasyon, kategorik değişkenler için frekans ve yüzde olarak gösterildi. Verilerin dağılımına göre; nominal değişkenler ki-kare veya Fisher exact testi ile karşılaştırılırken, sayısal değişkenler bağımsız örneklem t-testi veya Mann-Whitney U testi ile karşılaştırıldı. Likert tipi anket yanıtları ikili formata dönüştürüldü (kesinlikle katılıyorum/katılıyorum: olumlu [1], kararsızım/katılmıyorum/kesinlikle katılmıyorum: olumsuz [0]) ve binom genelleştirilmiş doğrusal karma model kullanılarak karşılaştırıldı. İstatistiksel analizler SPSS sürüm 26,0 (IBM Corp., Armonk, NY, ABD) kullanılarak yapıldı. İstatistiksel anlamlılık düzeyi p<0,05 olarak belirlendi.
Bulgular
Çalışmaya, 29 asemptomatik KL kullanıcısı dahil edildi. Hastaların yaş ortalaması 25,5±7,2 (16-45) yıldı ve %24’ü erkekti. Ortalama sferik refraksiyon kusuru -3,01±1,80 D (aralık, -0,75 ila -5,00 D) idi. Katılımcıların %65’i KL’lerini günde 10 saatten fazla takarken, %52’si haftanın 7 günü kullanıyordu. Günlük ortalama dijital cihaz kullanım süresi 4,9±2,3 saat (aralık, 3-10 saat) idi. Katılımcıların başlangıç klinik verileri Tablo 2’de sunulmuştur.
Fonksiyonel Parametreler
KL gruplarının klinik özellikleri Tablo 3’te sunulmuştur. Ortalama CLDEQ-8 skoru, yüzeyel punktat keratopati derecesi, göz kırpma sıklığı ve Schirmer-I test skoru açısından iki grup arasında istatistiksel olarak anlamlı fark saptanmadı (p>0,05). Air Optix Aqua ile karşılaştırıldığında, Air Optix Plus HydraGlyde kullanılan gözlerde ortalama GKZ anlamlı olarak daha yüksek (p=0,02), tarsal papiller reaksiyon evresi ise daha düşük bulundu (p=0,003).
Subjektif Parametreler
On iki sorunun 1-10 ölçeğinde değerlendirildiği analizde, Air Optix Plus HydraGlyde ile; gün içinde bulanık görme, kuruluk ve yorgunluk şikâyetlerinde anlamlı azalma ve gün sonu konforunda anlamlı artı saptandı (p<0,05) (Tablo 4). Likert tipi anket yanıtları değerlendirildiğinde, katılımcıların %80’inden fazlasının her iki lensin de mükemmel görme keskinliği ve kullanım kolaylığı sağladığına katıldığı veya kesinlikle katıldığı saptandı (Şekil 1). Katılımcıların çoğunun (>%60), Air Optix Plus HydraGlyde ile daha fazla konfor sağladığına ve daha az yorgunluk, kuruluk, görmede dalgalanma ve lens farkındalığı oluşturduğuna katıldığı veya kesinlikle katıldığı görüldü. Ancak binomiyal genelleştirilmiş doğrusal karma model analizine göre iki lens arasında istatistiksel olarak anlamlı bir fark bulunmadı (odds oranı: 1,27; %95 güven aralığı: 0,64-2,51; p=0,488).
Genel olarak, katılımcıların %79,3’ü Air Optix Plus HydraGlyde’ı “kesinlikle” veya “muhtemelen” kullanacaklarını bildirirken, %76’sı aynı tercihi Air Optix Aqua’dan yana kullandı.
Tartışma
Bu çalışmada, gelişmiş yüzey nemlendirme teknolojisine sahip Air Optix Plus HydraGlyde KL, gün sonu ve ay sonu konforu ve KL ile rahatsızlık hissinin yaygın semptomları olan yorgunluk, kuruluk ve bulanık görme sıklığı açısından Air Optix Aqua KL’ye göre istatistiksel olarak anlamlı derecede üstün bulunmuştur. Subjektif sonuçlara ek olarak, Air Optix Plus HydraGlyde lens ile Air Optix Aqua’ya kıyasla GKZ anlamlı düzeyde daha uzun ve tarsal papiller reaksiyon daha düşük bulunmuştur. Bu ön çalışmanın sonuçları, silikon hidrojel KL yüzeylerinde lubrikasyonu iyileştirmek veya sürtünmeyi azaltmak için yüzey modifikasyonları yapılmasının hasta konforunu iyileştirdiğini göstermektedir.
Lens tasarımı, malzeme özellikleri ve tedavi rejimlerindeki gelişmelere rağmen KL rahatsızlığı; lens kullanıcıları, göz doktorları ve KL endüstrisi için bir zorluk olmaya devam etmektedir. Tipik olarak, oküler rahatsızlık lens takıldıktan hemen sonra minimaldir veya yoktur, ancak gün ilerledikçe artma eğilimindedir.15, 16, 17 Yönetim stratejileri sıklıkla suni gözyaşı damlalarının kullanımı, farklı tasarım veya materyallere sahip lenslere geçiş, bakım solüsyonlarının değiştirilmesi, lens yenileme sıklığının düzenlenmesi ya da daha ağır olgularda topikal ilaçların reçete edilmesini içermektedir.18 Bununla birlikte, KL kullanıcıları arasında rahatsızlık prevalansı %75’e kadar ulaşmakta olup, bu durum KL kullanımının sonlandırılmasının önde gelen nedenlerinden biri olarak kabul edilmektedir.6, 19
Rahatsızlığı etkileyen KL ilişkili faktörler; lens materyali, uyumu, tasarımı, yüzey özellikleri ve bakım solüsyonlarını içermektedir.20 Günümüze kadar silikon hidrojel KL’lerle konforu değerlendiren çalışmalar çelişkili sonuçlar ortaya koymuştur.20 Bazı çalışmalarda silikon hidrojel lenslerin geleneksel hidrojel lenslere kıyasla daha iyi konfor sağladığı bildirilirken,13, 15, 21, 22, 23 diğer çalışmalarda ek bir fayda gösterilememiştir.5, 24, 25, 26 Bu çelişkili sonuçların; çalışmalar arasındaki yöntemsel farklılıklar, kullanılan sonuç ölçütlerindeki farklılıklar ve sınırlı takip sürelerinden kaynaklanabileceği düşünülmektedir. Ayrıca, farklı silikon hidrojel KL malzemelerinin konforu da farklılık gösterebilmektedir ve bu da ayrı bir karıştırıcı faktördür. Lens materyaline ek olarak, daha sıkı uyum, daha dik taban eğrisi, daha düşük refraktif güç, bıçak kenarı tasarımı, minimal depozit içeren pürüzsüz ve iyi ıslanabilir lens yüzeyi gibi faktörlerin daha yüksek konfor ile ilişkili olduğu bildirilmiştir.20
Bu çalışmada kullanılan iki lensin de lensin dış yüzeyi pürüzsüzlüğü, ıslanabilirliği ve birikintilere karşı direnci artıran tutarlı bir koruyucu plazma tabakası olan SmartShield® teknolojisi ile kaplıdır.27 Air Optix Plus HydraGlyde lenslerinde ayrıca ek bir yüzey modifikasyonu olan HydraGlyde® Moisture Matrix vardır. Bu teknolojide, lens yüzeyine entegre olan ve lensin uzun süre nemli kalmasını sağlayan bir blok kopolimer (polioksietilen-polioksibütilen, EOBO) kullanılmaktadır.28, 29 EOBO nem matriksi, gün boyunca ekstra hidrasyon sağlayarak KL üzerindeki sürtünme kuvvetlerini azaltmaya yardımcı olan ve yüzey işlemlerinin kullanıcı konforunu artırmadaki rolünü güçlendiren bir surfaktandır.29, 30 Yakın zamanda, 30 yeni KL kullanmaya başlayan kişi ile yapılan prospektif, kontralateral bir göz çalışmasında, farklı materyallere ve yüzey işlemlerine sahip Bausch&Lomb ULTRA (MoistureSeal® teknolojisine sahip samfilcon A, Bausch&Lomb Inc., Rochester, NY, ABD) ve Air Optix Plus HydraGlyde (HydraGlyde® Nem Matrisi ve SmartShield® teknolojisine sahip lotrafilcon B, Alcon, Fort Worth, TX, ABD) karşılaştırılmıştır.31 Yazarlar, her iki lense uyumun iyi olduğunu ve CLDEQ-8 skorlarının (sırasıyla 5,1 ve 6,8) benzer bulunduğunu bildirmişlerdir. Bu durum, hasta konforunda yüzey işlemlerinin önemine işaret etmektedir. Ancak, çalışmada kullanılan lenslerin su içeriği, oksijen geçirgenliği, kalınlığı ve tasarımı gibi konforu etkileyebilecek diğer önemli parametrelerde de farklılıklar mevcuttur.31 Bu farklılıkların dışlandığı bir başka çalışma, 19 KL kullanıcısında randomize, çapraz geçişli yürütülmüş ve ultra ince yüzey kaplamasının standart bir silikon hidrojel KL’nin konfor ve ıslanabilirliği üzerindeki etkisi değerlendirilmiştir.32 Katılımcılar birer ay süre ile yüzeyi kaplamalı ve kaplamasız formofilcon B (Bettervision Pty, Keller, TX, ABD) aylık yumuşak KL kullanmıştır. Kaplamalı lensler ile CLDEQ-8 ile değerlendirilen subjektif lens konforu ve algılanan görme kalitesi daha iyi ve KL ilişkili kuru göz semptomları daha az bulunmuştur. Yazarlar, yumuşak bir KL’nin yüzey özelliklerinin (kayganlık) değiştirilmesinin subjektif konforu olumlu yönde etkilediği sonucuna varmışlardır.32 Benzer şekilde, çalışmamızda, her ikisi de aynı üretici tarafından aynı materyalden yapılmış, aynı su içeriğine, tasarıma, oksijen geçirgenliğine ve modulusa sahip, iki KL karşılaştırılmıştır. İki lens arasındaki tek fark Air Optix Plus HydraGlyde lensine yüzey nemlendirme teknolojisinin eklenmiş olmasıdır. Bu çalışmanın sonuçları, yukarıda bahsedilen çalışmanın bulgularını desteklemektedir; gün sonu konforda istatistiksel olarak anlamlı iyileşmelerin yanı sıra bulanık görme, gün sonu kuruluğu ve gün sonu yorgunluğu gibi diğer subjektif parametrelerle iyileşme olduğu saptanmıştır. CLDEQ-8 skorları da Air Optix Plus HydraGlyde lensler öncüllerinden daha iyi bulunmasına rağmen çalışmamızda aradaki fark istatistiksel anlamlılığa ulaşmamıştır.
Yüzey modifikasyonları (kaplamalar veya nemlendirici ajanlar) yoluyla yüzey ıslanabilirliğinin artırılmasının, KL üzerindeki sürtünme kuvvetlerini azaltarak kullanıcı konforunu iyileştirmesi beklenmektedir.8 Günümüzde, bilgisayarlar, tabletler ve akıllı telefonlar gibi dijital platformlara günlük maruziyetin artması nedeniyle KL kullanıcıları için konforun artırılması özellikle önemlidir. Dijital cihaz kullanımı, kırpma sıklığının azalması ve yetersiz göz kırpma oranının artması ile ilişkilidir, bu da “dijital göz yorgunluğu (DGY)” veya “bilgisayar görme sendromu” olarak da bilinen görüş rahatsızlığı ve GKZ, müsin ekspresyonu ve Schirmer skorlarında azalmalara yol açar.33, 34, 35 Çalışmalar, günde 4-6 saatten uzun dijital ekran maruziyeti olan KL kullanıcılarının, lens kullanmayan bireylere kıyasla DGY yaşama olasılığının daha yüksek olduğunu göstermiştir.36, 37, 38 Yakın zamanda, miyopisi olan ve yoğun dijital cihaz kullanan 232 bireyde yürütülen prospektif, karşılaştırmalı bir çalışmada; yüzey işlemine sahip samfilcon A lens (Bausch&Lomb ULTRA, MoistureSeal® Technology, Bausch&Lomb Inc., Rochester, NY, ABD), senofilcon A lens (Acuvue Oasys, HydraClear® Plus, Vistakon, Jacksonville, FL, ABD) ve lotrafilcon B lens (Air Optix Aqua, SmartShield® Technology, Alcon, Fort Worth, TX, ABD) karşılaştırmalı olarak değerlendirilmiştir.39 Yazarlar, samfilcon A lensler için hem hastalar hem de hekimler tarafından verilen genel skorların yüksek olduğunu bildirmişlerdir. Sürekli lotrafilcon B veya senofilcon A lens kullananlar, sürekli kullandıkları KL’lere kıyasla samfilcon A’ya konfor ve görme performansı açısından anlamlı düzeyde yüksek skor vermişlerdir.39 Çalışmamızda, her iki lotrafilcon B lensi ile elde edilen konfor yüksek düzeyde olmasına rağmen Air Optix HydraGlyde, Air Optix Aqua’dan daha iyi performans göstermiştir. Sonuçlar arasındaki bu farklılıklar, çalışma tasarımındaki değişikliklere ve günlük ekran maruziyetindeki farklılıklara bağlanabilir. Önceki çalışmada ortalama dijital cihaz kullanım süresinden bahsedilmemiştir. Ancak, çalışmamızda katılımcılar günde ortalama 5 saat dijital cihaz kullandıklarını bildirmişlerdir ve Air Optix Aqua bu sürede hala tatmin edici bir performans göstermiştir. Yine de artan hasta gereksinimlerini karşılama ve gün sonu konfor sorunlarının gidermek için daha gelişmiş materyal ve yüzey teknolojilerine ihtiyaç vardır ve DGY, KL endüstrisi için bir zorluk olmaya devam etmektedir.
Lens bakım solüsyonlarının oküler belirti ve semptomlara etkisi literatürde daha önce değerlendirilmiştir.20 Vidal-Rohr ve ark.32 lenslerin kaplamalı ya da kaplamasız olmasından bağımsız olarak bulbar ve limbal kızarıklık insidansının düşük bulunmasını, hidrojen peroksit bazlı dezenfeksiyon sistemlerinin kullanımına bağlamıştır. Yazarlar, bu durumun lens yüzeyi ile kapak kenarı arasındaki sürtünme kuvvetlerine bağlı olası etkileri maskelemiş olabileceğini ileri sürmüştür.32 Bu çalışmada, tüm katılımcılar prezervan olarak Polyquad/Aldox içeren OptiFree Express kullanmış, ancak her iki lens tipi ile de benzer şekilde düşük oranda objektif bulgular ortaya çıkmıştır. KL ile ilişkili sık görülen advers olaylardan biri olarak kabul edilen oküler yüzey boyanması40 da bu çalışmada minimal düzeyde saptanmıştır. Daha önce peroksit bazlı bakım sistemleriyle en az sıklıkta görüldüğü bildirilmiş41 olsa da, çalışmada her iki lens tipinde de benzer şekilde düşük düzeyde bulunmuştur.
Çalışmanın Kısıtlılıkları
Bu çalışmanın bazı kısıtlılıkları bulunmaktadır. Öncelikle, örneklem büyüklüğünün az olması ve takip süresinin kısıtlı olması sonuçlarımızın genellenebilirliğini azaltmaktadır. İkinci olarak, iki lens tipi arasında bir arınma periyodunun olmaması, ilk lensin rezidüel etkilerinin devam etmesine neden olarak klinik sonuçları etkileyebilir ve olası karıştırı bir faktör olabilir. Bununla birlikte, literatürde yer alan pek çok çapraz geçişli KL çalışmasında da benzer şekilde farklı lens tipleri arasında arınma süresi bırakılmadığı görülmektedir.42, 43, 44 Ek olarak, çalışmamızda sistematik yanlılığı en aza indirmek için lens kullanım sırası için randomizasyon yapılmıştır. Lens sırasının rastgele belirlenmiş olması, olası bir rezidüel etkinin çalışma grupları arasında eşit olarak dağılmasını sağlamakta ve böylece karıştırıcı faktör riskini azaltmaktadır. Son olarak, KL konforunu değerlendirmek için farklı anketler kullanmak karışıklığa ve tekrarlara yol açabilir. Ancak, bu yaklaşım, katılımcıların konfor algılarını ve semptom yüklerini, tek bir anket ile ulaşılamayacak şekilde detaylı ifade etmelerini sağlamıştır. Ayrıca, önceki klinik deneyimlerimize göre anketlerde yer alan bazı sorular KL konforunu değerlendirmede özellikle etkilidir. Bu nedenle, anketlerden bu soruların seçilmesi yerine, çoklu anket uygulanması tercih edilmiştir.
Sonuç
Sonuç olarak, bu çalışmada ıslanabilirlik ve kayganlığı artırmayı amaçlayan sürfaktan bazlı bir yüzey teknolojisinin uygulanmasının, konfor skorlarında iyileşme sağladığı gösterilmiştir. Bu doğrultuda, KL endüstrisinin silikon hidrojel KL’lerin materyal, tasarım ve yüzey özelliklerini geliştirmeye yönelik çabaları, KL ilişkili rahatsızlığın azaltılmasına ve kullanımın bırakılma oranlarının düşürülmesine katkı sağlayabilir. Bununla birlikte, yüzey modifikasyonlarının KL toleransı ve kullanımın sürdürülmesi üzerindeki uzun dönem etkilerini doğrulamak için daha geniş katılımcı sayısına sahip ve uzun süreli çalışmalara ihtiyaç vardır.


