Bir bakışta 2026 yılı 5. sayı:
Değerli meslektaşlarım,
Türk Oftalmoloji Dergisi 2026 yılının 5. sayısı, 4 özgün araştırma, 1 derleme, 1 editöryel, 1 olgu sunumu ve 3 editöre mektuptan oluşmakta olup; glokomdan, prematüre retinopatisine, optik nöropatiden, ptozise kadar geniş bir yelpazede, klinik pratiğimize katkı sağlayabilecek güncel konuları ve yeni tarif edilmiş cerrahi teknikleri işleyen makaleleri bir araya getirmektedir.
Bu sayının editöryel yazısını Bayer ve Spaeth “İleri Görüntüleme Çağında Yetkin Gonyoskopi” başlığı altında kaleme almışlardır. Bu zihin açıcı makalede yazarlar içinde bulunduğumuz mikroinvaziv glokom cerrahisi çağında yetkin bir şekilde yapılmış gonyoskopinin vazgeçilmez bir yöntem olduğunu, açıyı değerlendiren daha teknolojik yöntemlerin gonyoskopinin yerini alamayacağını vurgularken, gonyoskopiye gereken önemin verilmemesinin en önemli nedeninin gonyoskopinin çoğu zaman bir klinik akıl yürütme yöntemi olarak değil, teknik bir ritüel olarak öğretilmesi olduğunu ifade etmişlerdir (Bakınız sayfa 294-296).
Özgün araştırmalar bölümünde Karataş ve ark. tarafından kaleme alınan “Prematüre Retinopatisinin Uzun Dönem Oküler ve Nörogelişimsel Sonuçları: Bibliyometrik ve Tematik Evrim Analizi” başlıklı orijinal makalede prematüre retinopatisinin uzun dönem sonuçlarına ilişkin küresel araştırma eğilimleri haritalanmış ve dört klinik sonuç alanının (görsel ve refraktif sonuçlar, yapısal retinal ve maküler sekeller, tedavi sonrası geç komplikasyonlar ile nörogelişimsel ve yaşam kalitesi sonuçları) literatürdeki temsili değerlendirilmiş ve nörogelişimsel ve yaşam kalitesi sonuçlarına daha fazla odaklanılması gerektiği vurgulanmıştır (Bakınız sayfa 297-307).
“Nonproliferatif ve Proliferatif Diyabetik Retinopatide Optik Koherens Tomografi Biyobelirteçlerinin Karşılaştırılması” başlığını taşıyan Marmasia Çalışma Grubunun 2 numaralı raporunda, nonproliferatif diyabetik retinopati ile proliferatif diyabetik retinopati bulunan gözler arasında yapısal optik koherens tomografi biyobelirteçleri ve görme keskinliği açısından farklılık olup olmadığı gerçek yaşam verileriyle değerlendirilmiştir (Bakınız sayfa 308-316).
Aygün ve ark. tarafından kaleme alınan “Primer Açık Açılı Glokom ve Eksfoliyasyon Glokomunda Plazma Spermin ve Spermidin Düzeylerinin Değerlendirilmesi” başlıklı özgün araştırmada, spermin düzeylerinin hem primer açık açılı glokom (PAAG) hem de eksfoliyasyon glokomu gruplarında kontrol grubuna kıyasla anlamlı derecede yüksek olduğu tespit edilirken, spermidin düzeyleri yalnızca PAAG grubunda kontrol grubuna göre anlamlı derecede yüksek bulunmuştur. Yazarlar plazma spermin ve spermidin düzeylerinde gözlenen bu değişikliklerin, sistemik poliamin metabolizması ile glokom arasında olası bir ilişkiye işaret edebileceği şeklinde yorumlamışlardır (Bakınız sayfa 317-324).
Orman ve ark. tarafından kaleme alınan “Akut Nonarteritik Anterior İskemik Optik Nöropatili Hastalarda Peripapiller Vitreus Dinamiğinin Değerlendirilmesi” başlıklı makalede akut nonarteritik anterior iskemik optik nöropatili (NAİON) hastalarda spektral-domain optik koherens tomografi ile peripapiller ve vitreomaküler arayüz özellikleri değerlendirilmiş ve akut NAİON hastalarında vitreoretinal arayüz konfigürasyonunda yapısal farklılıklar olduğu tespit edilmiştir. Ancak bu değişikliklerin iskemik hasarla zamansal ilişkisinin belirsiz olduğu vurgulanmıştır (Bakınız sayfa 325-331).
Derleme bölümünde Tekiner ve ark. tarafından kaleme alınan “Nörosifilizin Eponim Pupiller ve Oküler Duyu Bulguları: Tarihsel Bir Derleme” başlıklı çalışma nörosifilizle ilişkili pupiller ve oküler duyu bulgularını tarihsel açıdan incelemeyi ve literatürde en izlenebilir ve tutarlı biçimde kullanılan eponimsel tanımlamaları detaylı bir şekilde açıklamayı amaçlamaktadır (Bakınız sayfa 332-338).
Olgu sunumu bölümünde Castro-Roger ve ark. tarafından kaleme alınan “Glokom Cerrahisinde Biyoçözünür Kolajen Matriks İmplantının Enkapsülasyonu Sonrası Konjonktival Bleb Fibrozisinin Patolojik Anatomik Özellikleri ve Klinik Korelasyonu” başlıklı çalışmada non-penetran derin sklerektomi sonrasında biyoçözünür kolajen-glikozaminoglikan implantının (Ologen®) fibrozisi önleyemediği 4 glokom hastasının klinik özellikleri ve izlenen histopatolojik bulgular sunulmaktadır (Bakınız sayfa 339-350).
Editöre mektuplar bölümündeki ilk çalışma Kaynak ve ark. tarafından kaleme alınmıştır. “PUAWS: Üst Blefaroplasti Sırasında Yardımcı Bir Teknik Olarak Kullanılan ‘Pelin’in Yukarı ve Dışa’ Sütürü (Brassiere Sütürünün bir Varyasyonu)” başlığını taşıyan bu çalışmada üst blefaroplasti ameliyatlarında kullanılan brassiere sütürünün yeni bir modifikasyonu tarif edilmiş ve bu yeni teknik uygulanan 3 hastaya ait sonuçlar değerlendirilmiştir (Bakınız sayfa 351-354).
Üçgül ve ark.’nın “Üveitik Glokomda Paul Glokom İmplantı Cerrahisi Sonrası Gelişen Hipotoninin Yönetiminde Yeni ve Geri Döndürülebilir Bir Tüp Ligasyon Tekniği” başlıklı çalışmasında, üveitik glokom tanılı 21 yaşındaki monoküler bir hastada, glokom drenaj cihazı implantasyonu sonrasında gelişen ağır bir hipotoni makülopatisinin geçici tüp oklüzyonu ve anti-enflamatuvar tedavi ile başarılı bir şekilde yönetimi sunulmuştur (Bakınız sayfa 355-359).
“Kopmuş Bir Paul Glokom İmplantı Tüpünün Crawford Lakrimal Tüpü Kullanılarak Uzatılması: Yeni Bir Cerrahi Teknik” başlıklı, bu sayımızda yer alan son editöre mektupta, Cabezas Vicente ve ark., tüp kopması gelişen 76 yaşındaki bir erkek hastada, Paul Glokom İmplantı tüpünün uzatılması amacıyla Crawford lakrimal tüpünün bir parçasının kullanıldığı yeni bir cerrahi tekniği sunmuşlardır. Yazarlar, tanımladıkları bu tekniğin basit, tekrarlanabilir ve maliyet etkin bir yöntem olduğunu belirtmişlerdir (Bakınız sayfa 360-362).
Bu yılın 5. sayısındaki makalelerin ilginizi çekip, hekimlik pratiğinizde yol gösterici olmasını umuyor, tüm yazarlarımıza, hakemlerimize ve meslektaşlarımıza katkıları için teşekkür ediyoruz. Keyifli ve verimli okumalar dileriz.
Saygı ve sevgilerimle
Editöryel Kurul adına,
Dr. Hakan Özdemir


