Bir bakışta 2026 yılı 2. sayı:
Değerli meslektaşlarım,
Türk Oftalmoloji Dergisi 2026 yılının 2. sayısında, ilgiyle okuyup yararlanacağınızı umduğumuz, güncel ve ilgi çekici konuları ele alan 1 editöryel, 5 özgün araştırma makalesi, 1 derleme, 4 editöre mektup ve 1 editöre mektuba yanıt yer almaktadır.
Yazıcı ve Altın Ekin, “Fonksiyonel Epifora mı Yoksa Disfonksiyonel Epifora mı? Rafine Bir Terminoloji İçin Hatırlatma” başlıklı editöryel yazısında, lakrimal yıkama testinde ve dakriyosistografide sıvı geçişi serbest ve diğer tüm göz bulguları normal olduğu halde, inatçı epifora ve gözyaşı göllenmesi durumunda en sık kullanılan fonksiyonel epifora ve fonksiyonel nazolakrimal kanal tıkanıklığı terimlerinin terminolojide karışıklık ve tutarsızlığa yol açtığına, bu terimler yerine disfonksiyonel epifora kullanımının daha uygun olduğuna vurgu yapmıştır (Bakınız sayfa 72-73).
Özgün araştırmalar bölümünde, Çelik Büyüktepe ve ark.’nın, ince kornealı progresif keratokonus olgularında epitel adacıklı kolajen çapraz bağlama tedavisinin görsel, refraktif, keratometrik, tomografik ve aberometrik sonuçlarını incelemeyi amaçlayan retrospektif çalışmasında, olguların hiçbirinde endotel hücre kaybı, endotel disfonksiyonu, uzamış ödem veya görmeyi tehdit eden ciddi komplikasyon görülmediği, güvenilir ve etkili bir tedavi alternatifi olabileceği belirtilmiştir (Bakınız sayfa 74-80).
Biberoğlu Çelik ve ark. “Çeşitli Glokom Alt Tiplerinde Kombine Fakoemülsifikasyon ve Kahook Çift Bıçaklı Eksizyonel Gonyotomi Cerrahisinin Altı Aylık Sonuçları” başlıklı çalışmasında, bu cerrahi yaklaşımın, erken ve orta evre glokom hastalarında hem göz içi basıncını (GİB) ve hem de antiglokomatöz ilaçlara olan ihtiyacı anlamlı düzeyde azalttığını ve komplikasyon oranlarının da oldukça düşük olduğunu saptamışlardır (Bakınız sayfa 81-88).
Yıldırım Erdal ve Kazancı, progresif keratokonuslu ergen hastalarda hızlandırılmış epi-off kornea kolajen çapraz bağlamanın görme keskinliği ve kalitesi üzerindeki etkisini araştıran çalışmalarında, bu yöntemin etkili bir tedavi olduğu, görmenin iyileştirilmesine ve toplam korneal ve korneal epitelyal yüksek sıralı aberasyonların azaltılmasına olanak sağladığı sonucuna varmışlardır (Bakınız sayfa 89-97).
Özdemir Yalçınsoy ve ark.’nın, sifilitik üveitli hastaların demografik özellikleri, klinik bulguları, hastalık seyri ve görsel sonuçlarını insan immün yetmezlik virüsü (HIV) pozitif ve negatif olan hasta gruplarında karşılaştırmalı olarak değerlendirdiği çalışmalarında, intraoküler enflamasyon bulgularının, HIV ko-enfeksiyonu olan hastalarda daha sık tespit edildiği, fakat HIV ko-enfeksiyonu olmasının final görme keskinliği ve oküler komplikasyon gelişim oranlarını etkilemediği saptanmıştır (Bakınız sayfa 98-109).
Yıldırım Erdal ve Bayraktar, “Psödoeksfolyatif Glokomda Selektif Lazer Trabeküloplasti Sonrası İridokorneal Açı ve Ön Segment Parametrelerinde Görülen Değişikliklerin Değerlendirilmesi” başlıklı çalışmasında, bu yöntemin iridokorneal açı, ön kamara ve iris üzerindeki etkilerini incelemiş ve bu yapısal değişikliklerin GİB düşüşü ile olan ilişkisini değerlendirmişlerdir (Bakınız sayfa 110-118).
Yapay zeka uygulamalarının tıp alanındaki kapsamı genişledikçe, bu teknolojilerin oftalmolojide kullanımına yönelik ilgi de giderek artmaktadır. Derleme bölümünde, Köseoğlu ve Liu, oftalmoloji alanındaki Büyük Dil Modeli (BDM) araştırmalarının güncel durumunu bibliyografik bir analiz aracılığıyla ortaya koymuş, oftalmoloji alanındaki BDM çalışmalarının büyük çoğunluğunun klinik karar desteğine, bunların da ağırlıklı olarak retinal uygulamalara odaklandığına, BDM’lere ilişkin çalışmaların üst düzey Q1 dergilerde giderek daha fazla yer bulduğuna, yayınların coğrafik dağılım açısından dengesiz olduğuna ve kadın araştırmacıların tüm yazar kategorilerinde belirgin biçimde yetersiz temsil edildiğine vurgu yapmışlardır (Bakınız sayfa 119-130).
Editöre mektup bölümünde, Koçer ve Aksoy, travmaya bağlı siklodiyaliz sonucu gelişen kronik hipotoni olgusunda siklodiyaliz onarımı sonrası ortaya çıkan, medikal tedaviye dirençli GİB yüksekliğini sütür revizyonu ile kontrol altına aldıkları olguyu sunarak, insizyonel siklodiyaliz kapatma cerrahilerinde ayarlanabilir sütür kullanımının önemine dikkat çekmişlerdir (Bakınız sayfa 131-134).
Üçgül ve Aktaş’ın kaleme aldığı çalışmada gonyoskopi yardımlı translüminal trabekülotomi (GYTT) sonrası gelişen siklodiyaliz ve persistan hipotoni olgusunun yönetimi sunularak tedavi seçenekleri tartışılmıştır (Bakınız sayfa 135-139).
Cintas ve ark., şiddetli kuru göz ve topikal kortikosteroidlerin predispozan rolünü ön plana çıkaran nadir bir Enterobacter cloacae keratiti olgusunun yönetimini sunmuşlar ve bu fırsatçı enfeksiyonla ilişkili risk faktörlerini ele almak amacıyla daha önce bildirilmiş olguları da kısaca gözden geçirmişlerdir (Bakınız sayfa 140-144).
Bu yılın ikinci sayısındaki makalelerin ilginizi çekip, hekimlik pratiğinizde yol gösterici olacağını umuyoruz.
Saygı ve sevgilerimizle,
Editöryel Kurul adına
Dr. Özlem Yıldırım


